Ağıt

Dalgalı denizde uçmaya çalışan bir kuş gibisin, ilk fırtınada boğulacaksın. Dağların ardından gelip çocukluğumun sislerini ürpertiyorsun. Bastığın taşların sağlam olduğunu mu zannettin? Sen, ben, biz, hepimiz bu kaygan zeminde tutunmaya çalışan karıncalarız. “Bir çöp tanesi uzatacak yok mu?” diyoruz fakat kıyamet kopmuş, boşuna yakarıyoruz. Dağların ardından sürükleniyoruz ilanihaye. Koyu nehirlerin içindeki sele kapılıp gittiğimizi sanırken, … Ağıt yazısını okumaya devam et

Reklamlar

İnsomnia***

Yattığı yerde derinleşen bir çukur mu vardı, yoksa hepsi zihninin bir aldatmacası mıydı? Doktor öyle demişti değil mi? “Hasta zihninin sanrıları.” Ama o kendini hiç hasta gibi hissetmiyordu ki. Kendi dünyasına girmeye çalışan, “Gerçek Dünya” dedikleri evrenin eşiğinde sıkışıp kalmıştı. Hayatla bağı günden güne solarken, yağmurlu bir günde tutuşmaya çalışan ateş gibiydi yaşama isteği; ne … İnsomnia*** yazısını okumaya devam et

Bir kaktüsün hayatından 24 saat

Merhabalar. Ben Kaktüs. Evet, evet yanlış duymadınız. Ben o pek sevilmeyen, dikenli, “Ne işe yarıyor yahu bu?” dedikleri “gereksiz” bitki. Oysa bunlar nasıl kırıcı laflar bir bilseniz, vallahi bir daha demezdiniz! Bitkiler de kırılır elbette. Mesela dalları kırılır kalbi yerine ama siz bilmezsiniz. Neyse ki bu evde beni seviyorlar demeyeceğim ama en azından varlığımla yokluğum … Bir kaktüsün hayatından 24 saat yazısını okumaya devam et

Harna ve Merine -3

Merine, gördüğünün gerçek olup olmadığına inanmak için kendisini zorladı. Evet, hakkında okumuştu, resimlerini de görmüştü fakat bütün bunlar, hakikisini gözleriyle gördüğünde vereceği tepkiye dair bir ipucu vermemişti ona. Ağzını kapatmayı unutmuş bir halde, sanki bu devasa canlının karşısında çok fark edecekmiş gibi ayağa kalktı. Nutku tutulmuş, tek kelime dahi edemiyor, istese bile sesi çıkmıyordu. Merine … Harna ve Merine -3 yazısını okumaya devam et

Harna ve Merine-2

O gece konağa vardıktan sonra, uzun müddet tekrar böyle bir maceraya atılacak cesareti bulamadı kendinde. Nitekim Elir’i de bir kez daha yanında sürükleyip bu riski alamazdı. İyi haber ise Harna’yı görmek için gece çıkmak zorunda kalmamasıydı. Birkaç gün sonra çiftlikte çalışmaya başlamıştı. İki ya da üç gün ancak geçmiş, derslerinden sıkıldığı sırada ön bahçeye bakan … Harna ve Merine-2 yazısını okumaya devam et

7 kurşun

yorgunluğum gözlerimi patlatıyor yine. kafamın içine biteviye akıyor şarapnel parçaları. yağmur sesleri. sudan küflenen mermilerin kokusu. paslı demirlerin ayaklarımın altında çıtırdayışı. ölümün ağır bedeni koca bir yas gibi çökmüş ülkenin üzerine. sokaklar ceset kokuyor. yollar barut. binalarda mermi delikleri. her çukurda boş kovanlar. hapisten çıktıktan sonra deliren arkadaşım Ahmet gibi titriyor serçeler. tüylerini kaldırmışlar kar … 7 kurşun yazısını okumaya devam et

Yolculuk

Ben ki bu yollardan gidip de dönüşüm. Öyle uzun zaman önce dönmüşüm ki geçtiğim yolları unutmuşum. Bilirim sanmış, fakat her şeyi nasıl da unuttuğumun farkına bile varamamışım. Gelince, görünce anlamışım ancak. O yüzden mi bu kadar yorgunum? O yüzden mi böylesine bitap düştüm? Ben kimim? Nerede, ne yapıyorum dedim yolun ortasında. Durdum, başımı ellerimin arasına … Yolculuk yazısını okumaya devam et

Kaldırım Taşı Davası

Kaldırım taşı yolun ortasında duruyordu. Bütün pervasızlığı, dik başlılığı ve aylaklığıyla yatıyordu meydanda. Araçların geçmesi gereken kasaba yolunun tam ortasındaydı. Kaldırılması gerekiyordu şüphesiz, fakat bunun için gönüllü olacak çok az babayiğit vardı. Zira taşın başında, harpte siper bekliyormuş gibi nöbet tutan ihtiyar kimseye göz açtırmıyordu. Kaldırım taşının yıllanmış bekçisi, elleri hırpani mantosunun ceplerinde, hiç de acelesi … Kaldırım Taşı Davası yazısını okumaya devam et